|
KOLUMU KESİVER KOMUTANIM ,
Çanakkale’de savaş kızışmıştı ALLAH… ALLAH… nidaları top seslerini bastırıyordu. Çanakkale Savaşların’da kumandanlık etmiş, yaralanmış, emekli bir subay o anda yaşadığı bir olayı şöyle anlatıyor: “Bir aralık yanımda bir ayak sesi duyar gibi oldum. Geriye dönünce, Ali Çavuş ile karşılaştım. Sapsarı olmuş, yüzünden büyük bir ızdırap okunuyordu. Daha neyin var demeden, o her şeyi anlatmaya yetecek olan kolunu bana gösterdi. Dehşetle ürpermiştim. Sol kol bileğinin dört parmak kadar yukurısından aldığı bir isabetle hemen tamamen kopacak bir hizaya gelmiş, eli yere düşmekten, ancak zayıf bir deri parçası alıkoymaktaydı. Ali Çavuş dişlerini sıkarak ızdırabını yenmeye çalışıyordu. Sağ elindeki çakıyı bana uzatarak “şunu hemen kesiver komutanım” dedi. Bu üç kelimelik cümle öyle müthiş bir istek, öyle bir mecburiyet ifade ediyorduki, gayrı ihtiyari çakıyı aldım ve derinin ucundan sallanan eli koldan ayırdım. Bu tüyler ürpertici vazifeyi yaparken, bir şey söylemiş olmak için; “üzülme Ali Çavuş ALLAH vücduna sağlık versin.” diye mırıldandım. O yere düşen elin, elsiz kalan koluna ve bir oluktan boşanır gibi akan kanlara kıymet bile vermiyordu. Gözlerini duman ve ateş içindeki yurt ufuklarına çevirerek ”Feda olsun, yeter ki memleket sağ olsun!” diye mırıldandı. Ali Çavuş yalnız elini değil, çok geçmeden hayatını da bu memleket uğruna, bu mukaddes ülkeyi korumak yolunda feda etti. Gözlerini hayata yumarken de aynı kelimeleri tekrarlamış: “ALLAH imandan ayırmasın! Canım vatana feda olsun!” demişti.” RABBİM YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN AMİN.. http://www.vuslatgunesi.tr.gg
2 days ago
|
|
|
GÜZEL KEDİwrote:
Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün):
"Ümmetim onbeş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vâcip olur!" buyurmuşlardı. (Yanındakiler:) "Ey Allah'ın Resûlü! Bunlar nelerdir?" diye sordular. Aleyhissalâtu vesselâm saydı: -Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında) tedavül eden bir metâ haline gelirse, -Emanet (edilen şeyleri emânet alan kimseler, sorumlu ve yetkililer, memurlar) ganimet (malı yerini tutup, yağmalayıp nefislerine helal) kıldıkları zaman, -Zekât (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telâkki ettikleri zaman. -Kişi annesinin hukukuna riayet etmeyip, kadınına itaat ettiği; -Babasından uzaklaşıp ahbabına yaklaştığı; -Mescidlerde (rıza-yı ilâhi gözetmeyen husûmet, alış-veriş, eğlence ve siyâsiyâta vs. müteallik) sesler yükseldiği zaman. -Kavme, onların en alçağı (erzel) reis olduğu; -(Devlet otoritesinin yetersizliği sebebiyle tedhiş ve zulümle insanları sindiren zorba) kişiye zararı dokunmasın diye hürmet ettiği; -(Çeşitli adlarla imal edilen) içkiler (serbestçe) içildiği; -İpek (haram bilinmeyip erkekler tarafından) giyildiği; -(San'at, bale, konser gibi çeşitli adlar altında; bar, gazino, dansing ve salonlarda ve hatta televizyon ve filim gibi çeşitli vasıtalarla yaygın şekilde) şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri edinildiği; -Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çeşitli ithamlar ve bahanelerle) hakâret ettiği zaman artık kızıl rüzgârı, (zelzeleyi), yere batışı (hasfı) veya suret değiştirmeyi (meshi) (veya gökten taş yağmasını, (kazfi) bekleyin." Tirmizi, Fiten 39, (2211).
4 days ago
|
|
|
Basri KALENDERwrote:
بسم الله الرحمن الرحيم
السلام عليكم ورحمة الله وبركاته سُوۡرَةُ الحَجّ بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَلِڪُلِّ أُمَّةٍ۬ جَعَلۡنَا مَنسَكً۬ا لِّيَذۡكُرُواْ ٱسۡمَ ٱللَّهِ عَلَىٰ مَا رَزَقَهُم مِّنۢ بَهِيمَةِ ٱلۡأَنۡعَـٰمِۗ فَإِلَـٰهُكُمۡ إِلَـٰهٌ۬ وَٲحِدٌ۬ فَلَهُ ۥۤ أَسۡلِمُواْۗ وَبَشِّرِ ٱلۡمُخۡبِتِينَ (٣٤) ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ ٱللَّهُ وَجِلَتۡ قُلُوبُهُمۡ وَٱلصَّـٰبِرِينَ عَلَىٰ مَآ أَصَابَہُمۡ وَٱلۡمُقِيمِى ٱلصَّلَوٰةِ وَمِمَّا رَزَقۡنَـٰهُمۡ يُنفِقُونَ (٣٥) وَٱلۡبُدۡنَ جَعَلۡنَـٰهَا لَكُم مِّن شَعَـٰٓٮِٕرِ ٱللَّهِ لَكُمۡ فِيہَا خَيۡرٌ۬ۖ فَٱذۡكُرُواْ ٱسۡمَ ٱللَّهِ عَلَيۡہَا صَوَآفَّۖ فَإِذَا وَجَبَتۡ جُنُوبُہَا فَكُلُواْ مِنۡہَا وَأَطۡعِمُواْ ٱلۡقَانِعَ وَٱلۡمُعۡتَرَّۚ كَذَٲلِكَ سَخَّرۡنَـٰهَا لَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ (٣٦) لَن يَنَالَ ٱللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَآؤُهَا وَلَـٰكِن يَنَالُهُ ٱلتَّقۡوَىٰ مِنكُمۡۚ كَذَٲلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمۡ لِتُكَبِّرُواْ ٱللَّهَ عَلَىٰ مَا هَدَٮٰكُمۡۗ وَبَشِّرِ ٱلۡمُحۡسِنِينَ (٣٧) ۞ إِنَّ ٱللَّهَ يُدَٲفِعُ عَنِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ خَوَّانٍ۬ كَفُورٍ (٣٨) صدق الله العظيم Al-Hajj Rahman ve rahîm olan Allah'ın adıyla Biz, her ümmete - (Kurban kesmeye uygun) hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz üzerine Allah`ın adını ansınlar diye - kurban kesmeyi gerekli kıldık. İmdi, İlâhınız, bir tek İlâh`tır. Öyle ise, O`na teslim olun. (Ey Muhammed!) O ihlaslı ve mütevazi insanları müjdele! (34) Onlar öyle kimseler ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) harcarlar. (35) Biz, büyük baş hayvanları da sizin için Allah`ın (dininin) işaretlerinden (kurban) kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Şu halde onlar, ayakları üzerine dururken üzerlerine Allah`ın ismini anınız (ve kurban ediniz). Yan üstü yere düştüklerinde ise, artık (canı çıktığında) onlardan hem kendiniz yeyin, hem de ihtiyacını gizleyen-gizlemeyen fakirlere yedirin. İşte bu hayvanları biz, şükredesiniz diye sizin istifadenize verdik. (36) Onların ne etleri ne de kanları Allah`a ulaşır; fakat O`na sadece sizin takvânız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden dolayı Allah`ı büyük tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele! (37) Allah, iman edenleri korur. Şu da muhakkak ki Allah, hain ve nankör olan herkesi sevgisinden mahrum eder. (38) Allah(c.c.)doğru söyledi... Al-Hajj In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful And for every nation We have appointed religious ceremonies, that they may mention the Name of Allâh over the beast of cattle that He has given them for food. And your Ilâh (God) is One Ilâh (God — Allâh), so you must submit to Him Alone (in Islâm). And (O Muhammad SAW) give glad tidings to the Mukhbitun [those who obey Allâh with humility and are humble from among the true believers of Islâmic Monotheism], (34) Whose hearts are filled with fear when Allâh is mentioned; and As-Sabirun [who patiently bear whatever may befall them (of calamities); and who perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât), and who spend (in Allâh's Cause) out of what We have provided them. (35) And the Budn (cows, oxen, or camels driven to be offered as sacrifices by the pilgrims at the sanctuary of Makkah.) We have made them for you as among the Symbols of Allâh, Wherein you have much good. So mention the Name of Allâh over them when they are drawn up in lines (for sacrifice). Then, when they are down on their sides (after slaughter), eat thereof, and feed the poor who does not ask (men), and the beggar who asks (men). Thus have We made them subject to you that you may be grateful. (36) It is neither their meat nor their blood that reaches Allâh, but it is piety from you that reaches Him. Thus have We made them subject to you that you may magnify Allâh for His Guidance to you. And give glad tidings (O Muhammad SAW) to the Muhsinûn[] (doers of good). (37) Truly, Allâh defends those who believe. Verily! Allâh likes not any treacherous ingrate to Allâh [those who disobey Allâh but obey Shaitân (Satan)]. (38) Give you... خادم الحرمين
Nov. 13
|
|
|
Toplumda bir insanın "temiz kalpli ve iyi biri" olarak bilinmesi oldukça önemli ve güzel bir özelliktir. Ancak "kalp temizliği"nin toplum içindeki öneminden yola çıkarak, "ben insanlara hiç kötülük yapmıyorum, gerektiğinde insanlara arada sırada yardım ediyorum" demek de, Kuran ahlakının tam anlamı ile yaşandığı anlamına gelmez. Ayrıca böyle düşünmek, insanın kendini aldatmasından başka bir şey değildir. Kuran ahlakı kazanmadan yapılan ve din ahlakından uzak yaşayan toplumun kendi değer yargılarına göre "iyilik" olarak kabul edilen bir davranışın, Allah Katında herhangi bir değeri olmayabilir. İçeriği ne olursa olsun yapılan işin Allah nazarında "iyi" ve "geçerli" olmasının temel şartı, bunun Allah`ın rızasına uygun olmasıdır. Kuran`daki bu ölçülere örnek olarak aşağıdaki ayetleri verebiliriz: "Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram`ı onarmayı, Allah`a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cehd (mücadele) edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Allah Katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluğa hidayet vermez." (Tevbe Suresi, 19) Başka bir ayette ise şu şekilde bir örnek verilmektedir: "Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah`a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve mücadelenin kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır." (Bakara Suresi, 177) Kuran Ahlakının Temeli Allah Rızası ve Allah Korkusudur İnsanlar, yolda gördüğü hayvanlara yiyecek vererek, komşularıyla iyi geçinerek, "iyi insan" olarak tanınabilirler. Bunlar tabi ki çok güzel davranışlardır. Ancak cehennemdeki sonsuz azaptan kurtulmanın, Allah`ın rızasını ve rahmetini kazanmanın yolu "iyi insan" olarak tanınmak değil, Allah`ın Kuran`da tarif ettiği şekilde salih bir mümin olmaktır. Başta da belirttiğimiz gibi, Yüce Rabbimiz’e tam olarak teslim olmayan ve İslam ahlakının gereklerini yerine getirmeyen bir insan için "kalp temizliği"nden söz edilemez. "Benim kalbim temiz, din ahlakının gereklerini tam olarak yerine getirmesem de olur" mantığıyla yaşayanlar ve bunu ısrarla devam ettirenler, kendilerince insanları aldattıklarını sanabilirler, oysa yalnızca kendilerini aldatmaktadırlar. Bu ifade ancak, Kuran ahlakının gereklerini uygulamaktan kaçınan ve yanlış bir yaşam tarzını Müslümanlık olarak göstermeye çalışan bir insanın yanlış zihniyetidir. Bu samimiyetsiz tavırların asla kabul görmesi mümkün değildir. Çünkü Allah kalplerin özünde saklı olanları bilendir. Bir Kuran ayetinde şöyle bildirilir: … Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. (Al-i İmran Suresi, 119) Kuran ahlakını yaşamak, insanı dünyevi değerlere ve diğer insanlara duyulan her türlü bağımlılıktan özgürlüğe kavuşturur. Bu üstün ahlaka sahip bir mümin, insanların değil, Allah’ın rızasını gözetir. Yalnızca Allah’tan korkar, herşeyin O’nun kontrolünde olduğunu bilir. Bu korku onu Allah’ın sınırlarını titizlikle korumaya yöneltir, nefsinin öne sürdüğü tüm bahaneleri susturur. Kuran ahlakının temeli de zaten Allah’a duyulan saygı dolu korku ve O’nun rızasını kazanmaya yönelik gösterilen ciddi çabadır. Yüce Allah bu gerçeği şöyle bildirmiştir: "Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez. " (Tevbe Suresi, 109) Ayşe Demir -------------------- -- Ezan, bir şehrin ufuklarında yankılandığında, şehrin biçimsizliği ortadan kalkar; sokaklar, caddeler, meydanlar, duvarlar Kâbe'nin eteğine doğru savrulur. Sanki sesten ötürü bir Kâbe inşa edilir kulakların eşiğinde.(SENAİ DEMİRCİ)
Nov. 11
|
|
|
¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸
`“•.¸ ¸.•´´ .•“´•`“• `“•.¸¸.•´´ .•“´•`“•. `“•.¸ ¸.•´´ YAĞMUR YAĞIYOR VE GÖZYAŞLARIM ISLANIYOR.. Yağmur YağıyorYağmur yağıyor dışarda Tane tane karışıyor gözyaşlarıma Kimseler duymuyor hıçkırıklarımı Sevdiğim duymamış eller duysa yarar mı Ona sormak istiyorum hiç sevmiş mi acaba Elleri sevmişse bile beni sevmemiş ne a la Eğer hedefi beni kırmak idiyse, bunu başardı Bununla beraber ömrümce hiç sevmemeye yeminimi aldı Düşünme sakın, kalbim sende kaldı Verilmiş sözler çoktan geriye alındı Şimdiye kadar neler oldu kimbilir neler olacaktı Yalancısın sen çok büyük bir yalancı Senin yüzünden dinmedi hala kalbimdeki bu sancı Ama geç de olsa anladım artık bunu Aslında karar verdim sana teşekkür edeceğim Kimseye bundan sonra –BENİM- demeyeceğim Artık beni kırmalarına izin vermeyeceğim Bunun için –yemin ederim ki hiç bir zaman sevmeyeceğim- Üzülüyorum çok üzülüyorum bu gençlere neler oluyor Kimse artık sevmenin anlamına inanmıyor Nedeni de bu ki, benim gibiler her zaman yalnız kalıyor Neyse geçti artık hayat devam ediyor Ne kadar aptalmışım, buna cok canım yanıyor Ve dışarıda hala yağmur yağıyor Tane tane gözyaşlarıma karışıyor. ¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸ “•.¸•¸.•“ ¸.•“´`“•.¸ `“•.¸ ¸.•´´ .•“´•`“• `“•.¸¸.•´´ .•“´•`“•. `“•.¸ ¸.•´´
Nov. 11
|